Beyoğlu’nun karakteristik tarihi dokusunu taşıyan 150 m²’lik ELC Partners projesinde, yapının orijinal mimari kimliği olan kemerli pencereler ve yüksek tavan kurgusu korunarak planlamanın ana omurgası oluşturuldu. Tarihi bir kabuğun içine güncel iş fonksiyonlarını yerleştirirken yaşanan en büyük zorluk, mekanın “müze soğukluğuna” düşmeden, yaşayan ve üreten bir hukuk bürosuna dönüştürülmesiydi.
Mekansal kurguda, dönemin ruhunu yansıtan klasik duvar çıtaları (boiserie) ile modern akımın heykelsi mobilya formları (sculptural furniture) bir arada kullanıldı . Görsellerde de dikkat çeken konyak rengi deri oturma grupları ve Amerikan ceviz kaplama çalışma masaları, mekana ağırbaşlı bir prestij kazandırdı . Sektörel dinamikleri ve mekansal psikolojiyi ele aldığımız Hukuk Bürolarında Mekansal Kurgu başlıklı blog incelememizde de vurguladığımız “güven telkin eden atmosfer”, bu projede toprak tonları ve loş, indirekt aydınlatma senaryolarıyla somutlaştırıldı.
Akustik konfor, sert yapısal müdahaleler yerine; zeminde kullanılan dokulu halılar ve pencerelerdeki ağır kadife perdelerle (textile acoustic) sağlandı . Sonuç olarak, Beyoğlu’nun tarihi mirasına saygı duyan ancak ELC Partners’ın yenilikçi vizyonunu yansıtan, eklektik ve zamansız bir çalışma alanı hayata geçirildi.